YENİ
BİR FETRET DEVRİ Mİ?
Değerli
okurlarım,
Geçen 24.03.2007 tarihli yazımı
okuyanların hatırlayacağı üzere daha Demokrasimiz tirbülansa
girmeden, taşlar henüz yerinden oynamadan evvel çok
önemli bir devirden geçtiğimizi belirtmiştim. Hatta "Cumhurbaşkanlığı
seçimi nedeniyle yaşanmaya başlayan ve nerelere varacağı
belli olmayan bu olaylar iktidarı elde etme, elde
tutma kavgasıdır. Tarih kitaplarında bu iktidar kavgası
yazacak belki de bir fetret devri olarak geçecektir. " diye
yazmıştım.
İşte fetret devrindeyiz. Siyasi konulara girmemeye
özen göstermemize rağmen bulunduğumuz ahval ve şerait
içinde takdir edeceğiniz üzere bu mümkün değildir.
Şu an itibariyle Türkiye'de yaşananlar tam anlamıyla "belirsizlik
siyasetidir". Belirsizlikten medet umanlar hiç bir
şeyin net olmasını istemiyorlar. Cumhurbaşkanını kim
seçecek ? Nasıl seçilecek ? Ne zaman seçilecek? Milletvekilliği
seçimleri ne zaman olacak.? Askerler ne yapacak ? ......v.s.
bir sürü sual. Kurtlar puslu havayı seviyor. Çok net
olarak bildiğimiz şeyler için bile acaba? demeye başladık.
Bu
işi bu hale getiren kim.? Anayasa Mahkemesinin vermiş
olduğu tartışılacak karar sonrası bu hale geldi. Son
olaylar da gösterdi ki bir Türkiye
var Türkiye'den içeri. Görünüşte yönetenler ile gerçekte Türkiye'yi
yönetenler aslında aynı kişiler değil.
Siyasetin bu şekilde şirazesinden çıkmasında bana
sorarsanız herkes kadar "haksızlığa uğradığını düşündüğümüz" iktidar
partisinin de sorumluluğu var. En büyük kusurları
baştan beri iktidar olmadıkları halde iktidar gibi
görünmeleridir. Madem iktidar değilsiniz milleti niye
kandırıyorsunuz 4,5 senedir.
Bence iktidar partisi hükümet olduğu süre içerisinde
genel olarak ekonomide başarılı bir profil çizmiş gibi
gözüksede aslında tek parti iktidarının verdiği güveni
kullanamaktan başka bir şey yapmadılar.
Millete söz vererek geldiği demokratikleşme ve eşitlik
konusunda hiç bir şey yapamadı. Baştan beri horlanan
küçük görülen insanlarımızla ilgili hiç bir şey yapamadı.
Dini özgürlükler ile ilgili olarak faydadan çok zarar
getirdi. Dinler ve medeniyerlerarası diyalog safsatası
için
çalıştı.bunun için özel bir bakan bile tayin etti. Kilise açtı Kuran kursu
yıktı. Aslında kendisinin dinle ve dindarlarla ilgisinin olmadığını ispat etmeye
çalıştı. Ama buna rağmen yine de samimiyetsizliğinden dolayı akıbeti iyi olmadı.
Bütün
bunlar tabi ki diğerlerinin çok iyi olduğu yapılanların
haklı ve doğru olduğu manasına gelmez. Ama
müslüman uyanık olmalı kolayca kandırılmamalıdır.
Bindik bir alamate gidiyoruz kıyamete...
Tekrar görüşmek dileğiyle... 08.05.2007
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
____Önceki
haftalardaki yazılarım:
_____BİZE
DÜŞEN
_____ELEKTRONİK
TİCARETTE
TÜKETİCİNİN
KORUNMASI
____TRAFİK
KAZALARI
_____MECELLE
HAKKINDA
____İNSAN
HAKLARI MAHKEMESİ
____ADALETİN
TECELLİSİ
____EN
DEĞERLİ VARLIĞINIZ
____AVUKATLIK
KÜLTÜRÜMÜZ
|