__ELEKTRONİK
TİCARETTE TÜKETİCİNİN KORUNMASI
Merhaba
değerli arkadaşlar,
İnternetin hayatımıza çok büyük bir hızla girmesi
ile birlikte bu konudaki sorunlar da sıkça yaşanmakta
ve hukuki zemine taşınmaktadır. İnternet alışveriş
siteleri her gün çığ gibi büyümektedir.
Mevcut elektronik ticaret uygulamalarında, hileli
ve aldatıcı davranışların oranı gittikçe artmaktadır. Tahminlere
göre elektronik ticaret işlem hacminin % 10'u hileli
davranış şeklinde gerçekleşmektedir. Bu da göstermektedir
ki, tüketicilerin elektronik ticaretle hayatları kolaylaştığı
kadar, zarara uğrama riskleri de o oranda artmaktadır
Bazen de açıkça siparişi ve ödemeyi alıp malı göndermeyen
alışveriş siteleri de bulunmaktadır. Bunları görmek
için internette tüketici şikayet sitelerine(şikayetvar.com
v.s. şöyle bir göz atın göreceksiniz. Bu nedenle tüketici
hakları konusunda bir bilgilendirme yapma gereği vardır.
İnsanlarımız bilinçlenmelidir.
Internet aracılığı ile ticaretin kendine has özellikleri
ve sınır-ötesi yapısı nedeniyle tüketicileri hileli
ve aldatıcı davranışlara karşı korumak da o derece
zorlaşmaktadır. Satıcının tüketicinin bulunduğu ülke
dışında bulunması halinde, tüketici satıcı hakkında
sağlıklı bilgilere sahip olamamaktadır. Tüketici satıcının ülkesindeki
tüketiciyi koruyucu mekanizmaları bilse dahi, örneğin;
uluslararası telefon görüşmelerinin, dava açma ve
takip etmenin maliyeti, dil problemleri ve başka nedenlerden
dolayı hak arama konusunda engellerle karşılaşacaktır.Sistemin
özelliğinden dolayı, kimi zaman satıcının hangi ülkede
olduğunu tespit etmek ve satıcıyı bulabilmek mümkün olamayacaktır.
Tüketici ve satıcının birbirlerinden uzakta olması,
işlemin bazen sınır ötesi olması ve hatta birbirlerinin nerede
olduğu konusunda bir bilgiye sahip olmamalarının mümkün
bulunması nedeniyle, bir araya gelerek sorunların çözülmesi
zor, hatta imkansız görünmektedir.
Satıcının
karşısında alıcının zarara uğramaması yönünde elektronik
ticarette satıcının yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi
durumunda Türk Mahkemelerinde Türk Hukukuna tabi
satıcılara dava açmak olanağı kolayca kullanılır.
Burada
devreye giren koruma mekanizması da "tüketicilerin
korunması" kurallarıdır. Avrupa birliği ülkelerinde
internet üzerinden yapılan alışverişlerde uygulanan
işleme "mesafeli sözleşme" olarak adlandırılmakta ve
buna ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Hukukumuzda
1995 yılından bu yana Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun yürürlüktedir.
Ancak Kanun'da mesafeli
sözleşmelere ilişkin herhangi bir hüküm bulanmamaktadır.
Türk Hukukunda şu anda uygulanan duruma bakarsak;
tüketicilerin giriştikleri hukuki işlemlerde, bu işlemin
Internet ortamında yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın
korunmaları esastır. Eğer satıcının karşısındaki kişi
son kullanıcı olan tüketici ise, Borçlar Kanunu
kurallarından önce tüketiciyi bu kurallara nazaran
daha fazla koruyan Tüketicilerin Korunması Hakkındaki
Kanun (TKHK)
hükümleri uygulanır. Bu Kanun'da hüküm bulunmayan
hallerde ise Borçlar Hukuku kuralları TKHK hükümlerini
tüketicilerin hakları açısından tamamlar.
T.K.H.K
'un tanımlar başlıklı 3.maddesi, "bir
mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai
olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel
kişiyi" tüketici olarak tanımlamıştır. Bu Kanun kapsamında
son kullanıcı tüketicidir. Tüketiciler, Internet yoluyla,
toplu katalogdan alışveriş yapıyormuş gibi, günlük
alışverişlerini yapabilme ve maddi mal ya da hizmet
sağlamanın yanı sıra ; gayri maddi malları da alabilirler.
Dijital ürün olarak da adlandırılan bu mallar ; veri, yazılım,
müzik gibi fiziki varlığa sahip olmayan ve bilgisayardan
bilgisayara download yöntemi ile aktarılan mallardır.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir konu,
tüketiciye ayıplı veya açıklanan niteliğe aykırı malların
verilmesi halinde hak arama süresidir.
4077 sayılı TKHK'nun 4. maddesi uyarınca gizli ayıba
karşı tüketiciler malın tesliminden itibaren
iki yıl içinde dava açabilirler. Yine satıcı,
belirlenen kullanım ömrü süresince tüketiciye tamir-bakım
yedek parça ve servis hizmetleri sunmak zorundadır. Aldığı
ürün veya hizmette ayıp veya nitelikte ve miktarda
eksiklik sorunu yaşayan bir tüketicinin yine Kanun'un
4.maddesinde yer alan dört seçimlik haktan birini malın
kendisine tesliminden itibaren 15 gün içinde kullanması
mümkündür:
-Bu malları satıcı firmaya geri vererek değiştirilmesini,
-Sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesini,
-Ayıbın neden oluğu değer kaybının bedelden indirilmesini,
-Ücretsiz olarak tamirini istemek.
Kanun'a göre; alıcı bu dört tercih hakkından birini
kullandıktan sonra satıcı buna uymakla yükümlüdür.
Sözleşmenin feshi tercihinde Yargıtay, satıcının
zararı ile alıcının yararı arasında büyük orantısızlık
varsa veya ayıplı yada eksik mal çok az giderle onarılıyor
ve tamamlanabiliyorsa ve olayın koşulları haklı göstermiyorsa
"yargıç fesih yerine bedelden indirim yapabilir"
diyerek satıcıyı da himaye etmiştir. Yargıtay'a göre,
yargıç, bedelden indirimde ayıplı mal ile ayıpsızı
arasındaki fark oranını hesaplar ve bu oranı satış
bedeline uygulayarak yüzde hesabı ile indirim miktarını
tespit eder. Birkaç parça mal satımında, eğer
alıcı önemli bir zarara uğramıyorsa sadece ayıplı mal
için fesih hakkı kullanılır.
Ana mala bağlı bir ek maldaki ayıp için fesih hakkı
ana malı da kapsar biçimde kullanılamaz. Ancak ana
maldaki ayıptan dolayı fesih hakkı eklerini de
kapsar. Ayıplı mal alıcının da kusuru ile zarara uğramış
veya alıcı malı başkasına devretmiş yahut malı işleyerek
biçimini değiştirmişse sözleşme feshi isteyemez,
sadece ayıp oranında satış bedelinin düşürülmesini
isteyebilir.
Ayıplı
hizmetler yönünden tüketicinin kısmen faydalanabilmesi
halinde tüketici hizmetin yeniden görülmesini veya bedelden
indirim ister. Ayıplı malın değiştirilmesi, biri diğerinin
yerine geçebilen misli eşyalar olan mesela yüz kilo
mercimek, bir çanta, bir bilgisayar programı gibi
mallar için söz konusudur. Biri diğerinin yerine geçmeyen
mallar olan eşşiz bir antika, ölçüye göre yapılan
dolap gibi mallarda değiştirme yapılmaz. Fesih ya da
bedel indirimi istenir.
Tüketiciler açısından bunun tek istisnası TKHK'nun
4. maddesine göre, kullanılmış, tamir edilmiş
ve ayıplı mal üzerine satıcının "özürlüdür" ibaresini
içeren etiket koyması halidir. Sadece ayıplı mal
satan veya satış bölümünün bir kısmını ayıplı mallara
ayıran işletmelerin böyle bir etiket zorunluluğu yoktur. Bu
hallerde satıcının ayıptan sorumluluğu olmaz.
Ayrıca 4077 sayılı Kanun'un 8 ve 9 uncu maddeleri
kapıdan satışları düzenlemektedir. Aynı zamanda Kanun'un uygulamasını
göstermek amacıyla çıkarılan Kapıdan Satışlara İlişkin
Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ ve Kanun'un ilgili
maddelerine göre kapıdan satış ; işyeri, fuar, panayır
gibi satış mekanları, dışında önceden mutabakat olmaksızın tüketicilerin
evinde veya işyerinde yapılan satışlar ile toplantı
veya katalogdan seçim yolu ile yapılan satışlara ve
de mesafeli satışlara denmektedir. Bu açıklamalardan
hareketle internet yolu ile yapılan satışlar
da bir anlamda kapıdan satış olarak kabul edilmektedir
ve satıcının kurallara aykırı davranışında alıcının
TKHK'daki seçimlik haklardan birini seçmesi olanağı
elde edilmektedir.. İlgili Bakanlık tarafından tüketicilerin
internette yaptıkları alışverişler ile ilgili şikayetleri de
4077 sayılı Kanun kapsamda değerlendirilmektedir.
Bu
tür satışlarda;tüketici,yedi günlük tecrübe
ve muayene süresi sonuna kadar malı,kabul veya hiçbir
gerekçe göstermeden, reddetmekte serbesttir.Satıcı
almış olduğu bedeli,kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu
hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü
belgeyi,cayma bildiriminin kendisine iadeli taahhütlü mektup
ya da noter aracılığı ile ulaşması veya bizzat teslim
edilmesi tarihinden itibaren 10 gün içerisinde tüketiciye
iade etmekte ve 20 gün içerisinde de malı almakla yükümlüdür. Tüketici,malı
kendisine teslim anındaki durumu ile geri vermekle
ve kullanım söz konusu ise,kullanma dolayısıyla malın
ticari değerindeki kaybı tazminle yükümlüdür.Malın
tüketicinin zilyedinde bulunması,başlı başına bir değer
azalmasını ifade eder. Mal veya hizmetin iadesi imkansızlaşmış
veya amaca aykırı hale gelmişse tüketici,bu mal veya
hizmetten sağladığı fayda kadar bir bedeli satıcıya
ödemekle yükümlüdür. Satıcının mal veya hizmeti işyeri
dışında satışa sunması,teamül,ticari örf veya adetten
ise,bu madde uygulanmaz.
Tüketiciyi
koruma yönünde Kanun'daki en önemli düzenleme 9. maddededir.
Bu düzenlemeye göre; kapıdan satışlarda satıcı, hazırladığı
sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte
en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış "Tüketicinin
hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve
hiçbir gerekçe göstermeksizin yedi gün içerisinde malı
reddederek alım-satım işleminden cayma hakkının var
olduğunu ve cayma ihbarının satıcıya bildirimi tarihinden
on gün içindede tüketicinin vermiş olduğu bedelin,kıymetli
evrakın ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç
altına sokan her türlü belgenin satıcı tarafından iade
edileceği"ni bildiren bir belgeyi;sahip olduğu
hakların kendisine anlatıldığını, cayma hakkını açıklayan
belgenin kendisine teslim edilip satıcının açık adresinin
bildirilmiş olduğunu beyan eden ve tüketici tarafından
da imzalanmış olan bir tutanak karşılığında tüketiciye
vermekle yükümlüdür. Satıcı tüketiciden almış olduğu
imzalı belgeyi bir uyuşmazlık halinde mahkemeye ibraz
etmekle yükümlüdür. Satıcının bu belgeyi ibraz edememesi
ya da ibraz etmemesi halinde, satıcının bu belgede
belirtilmiş olan borçlarını yerine getirmemiş olduğu
kabul edilir.
Tüketiciler
açısından önemli bir konuda her olayda dava açıp, mahkemelere
gitmek zor olduğundan, bu iş ek masraf ve bilgi istediğinden
sorunların çözümünde mahkeme öncesi kurulların oluşturulması
ve öncelikle buralarda çözüm aranmasıdır. İşte bu yönde
çalışan önemli bir kuruluş Tüketici
Sorunları Hakem Heyeti'dir. Kanun'un 22. maddesine
göre; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, il ve ilçe
merkezlerinde, tüketiciler ile satıcılar arasında çıkan
uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla belediyelerle koordineli
olarak, en az bir "tüketici sorunları hakem heyeti" oluşturmakla görevlidir.
Tüketici sorunları hakem heyetlerinin vereceği kararlar,
tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir.
Bazı ülkelerde özellikle kredi kartıyla yapılan ödemelerde
tüketicinin ayıplı mala karşı korunması bakımından
bir geri ödeme (chargeback) sistemi benimsenmekte
ve bu konu OECD bünyesinde de ele alınarak geri ödemenin
temel prensipleri belirlenmeye çalışılmaktadır.
Bu sistemin özelliği, ödeme kartı veren kuruluşların
belirli koşulların varlığı halinde ayıplı maldan
dolayı tüketicinin ödediği parayı geri ödemeyi kabul
etmesi şeklinde özetlenebilir.
Bu
konuda bir çok sorunlar olmakla birlikte, çok küçük
bir kısmından bahsetmeye çalıştık. Herkese sorunsuz
ve güvenli alışverişler dilerim. Hoşça kalın. 24.02.2007
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
____Önceki
haftalardaki yazılarım:
_____TRAFİK
KAZALARI
_____MECELLE
HAKKINDA
____İNSAN
HAKLARI MAHKEMESİ
____ADALETİN
TECELLİSİ
____EN
DEĞERLİ VARLIĞINIZ
____AVUKATLIK
KÜLTÜRÜMÜZ
|