Ayrıca
Editör:BAHADIR DEV 
Kuruluş: 29 Ekim 2001

 __ELEKTRONİK TİCARETTE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

         Merhaba değerli arkadaşlar,

İnternetin hayatımıza çok büyük bir hızla girmesi ile birlikte bu konudaki sorunlar da sıkça yaşanmakta ve hukuki zemine taşınmaktadır. İnternet alışveriş siteleri her gün çığ gibi büyümektedir.

               Mevcut elektronik ticaret uygulamalarında, hileli ve aldatıcı davranışların oranı gittikçe artmaktadır. Tahminlere göre elektronik ticaret işlem hacminin % 10'u hileli davranış şeklinde gerçekleşmektedir. Bu da göstermektedir ki, tüketicilerin elektronik ticaretle hayatları kolaylaştığı kadar, zarara uğrama riskleri de o oranda artmaktadır Bazen de açıkça siparişi ve ödemeyi alıp malı göndermeyen alışveriş siteleri de bulunmaktadır. Bunları görmek için internette tüketici şikayet sitelerine(şikayetvar.com v.s. şöyle bir göz atın göreceksiniz. Bu nedenle tüketici hakları konusunda bir bilgilendirme yapma gereği vardır. İnsanlarımız bilinçlenmelidir.

 

               Internet aracılığı ile ticaretin kendine has özellikleri ve sınır-ötesi yapısı nedeniyle tüketicileri hileli ve aldatıcı davranışlara karşı korumak da o derece zorlaşmaktadır. Satıcının tüketicinin bulunduğu ülke dışında bulunması halinde, tüketici satıcı hakkında sağlıklı bilgilere sahip olamamaktadır. Tüketici satıcının ülkesindeki tüketiciyi koruyucu mekanizmaları bilse dahi, örneğin; uluslararası telefon görüşmelerinin, dava açma ve takip etmenin maliyeti, dil problemleri ve başka nedenlerden dolayı hak arama konusunda engellerle karşılaşacaktır.Sistemin özelliğinden dolayı, kimi zaman satıcının hangi ülkede olduğunu tespit etmek ve satıcıyı bulabilmek mümkün olamayacaktır. Tüketici ve satıcının birbirlerinden uzakta olması, işlemin bazen sınır ötesi olması ve hatta birbirlerinin nerede olduğu konusunda bir bilgiye sahip olmamalarının mümkün bulunması nedeniyle, bir araya gelerek sorunların çözülmesi zor, hatta imkansız görünmektedir.

            Satıcının karşısında alıcının zarara uğramaması yönünde elektronik ticarette satıcının yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda Türk Mahkemelerinde Türk Hukukuna tabi satıcılara dava açmak olanağı kolayca kullanılır.

            Burada devreye giren koruma mekanizması da "tüketicilerin korunması" kurallarıdır. Avrupa birliği ülkelerinde internet üzerinden yapılan alışverişlerde uygulanan işleme "mesafeli sözleşme" olarak adlandırılmakta ve buna ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır.

               Hukukumuzda 1995 yılından bu yana Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüktedir. Ancak Kanun'da mesafeli sözleşmelere ilişkin herhangi bir hüküm bulanmamaktadır.

               Türk Hukukunda şu anda uygulanan duruma bakarsak; tüketicilerin giriştikleri hukuki işlemlerde, bu işlemin Internet  ortamında yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın korunmaları esastır. Eğer satıcının karşısındaki kişi son kullanıcı olan tüketici ise, Borçlar Kanunu kurallarından önce tüketiciyi bu kurallara nazaran daha fazla koruyan Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun (TKHK) hükümleri uygulanır. Bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde ise Borçlar Hukuku kuralları TKHK hükümlerini tüketicilerin hakları açısından tamamlar.

               T.K.H.K 'un tanımlar başlıklı 3.maddesi,  "bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişiyi" tüketici olarak tanımlamıştır. Bu Kanun kapsamında son kullanıcı tüketicidir. Tüketiciler, Internet yoluyla, toplu katalogdan alışveriş yapıyormuş gibi, günlük alışverişlerini yapabilme ve maddi mal ya da hizmet sağlamanın yanı sıra ; gayri maddi malları da alabilirler. Dijital ürün olarak da adlandırılan bu mallar ; veri, yazılım, müzik gibi fiziki varlığa sahip olmayan ve bilgisayardan bilgisayara download yöntemi ile aktarılan mallardır. 

               Burada üzerinde durulması gereken önemli bir konu, tüketiciye ayıplı veya açıklanan niteliğe aykırı malların verilmesi halinde hak arama süresidir. 4077 sayılı TKHK'nun 4. maddesi uyarınca gizli ayıba karşı tüketiciler malın tesliminden itibaren iki yıl içinde dava açabilirler. Yine satıcı, belirlenen kullanım ömrü süresince tüketiciye tamir-bakım yedek parça ve servis hizmetleri sunmak zorundadır.  Aldığı ürün veya hizmette ayıp veya nitelikte ve miktarda eksiklik sorunu yaşayan bir tüketicinin yine Kanun'un 4.maddesinde yer alan dört seçimlik haktan birini malın kendisine tesliminden itibaren 15 gün içinde kullanması mümkündür:

-Bu malları satıcı firmaya geri vererek değiştirilmesini,

-Sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesini,

-Ayıbın neden oluğu değer kaybının bedelden indirilmesini,

-Ücretsiz olarak tamirini istemek.

               Kanun'a göre; alıcı bu dört tercih hakkından birini kullandıktan sonra satıcı buna uymakla yükümlüdür.

               Sözleşmenin feshi tercihinde Yargıtay, satıcının zararı ile alıcının yararı arasında büyük orantısızlık varsa veya ayıplı yada eksik mal çok az giderle onarılıyor ve tamamlanabiliyorsa ve olayın koşulları haklı göstermiyorsa "yargıç fesih yerine bedelden indirim yapabilir" diyerek satıcıyı da himaye etmiştir. Yargıtay'a göre, yargıç, bedelden indirimde ayıplı mal ile ayıpsızı arasındaki fark oranını hesaplar ve bu oranı satış bedeline uygulayarak yüzde hesabı ile indirim miktarını tespit eder. Birkaç parça mal satımında, eğer alıcı önemli bir zarara uğramıyorsa sadece ayıplı mal için fesih hakkı kullanılır.

               Ana mala bağlı bir ek maldaki ayıp için fesih hakkı ana malı da kapsar biçimde kullanılamaz. Ancak ana maldaki ayıptan dolayı fesih hakkı eklerini de kapsar. Ayıplı mal alıcının da kusuru ile zarara uğramış veya alıcı malı başkasına devretmiş yahut malı işleyerek biçimini değiştirmişse sözleşme feshi isteyemez, sadece ayıp oranında satış bedelinin düşürülmesini isteyebilir.

               Ayıplı hizmetler yönünden tüketicinin kısmen faydalanabilmesi halinde tüketici hizmetin yeniden görülmesini veya bedelden indirim ister. Ayıplı malın değiştirilmesi, biri diğerinin yerine geçebilen misli eşyalar olan mesela yüz kilo mercimek, bir çanta, bir bilgisayar programı gibi mallar için söz konusudur. Biri diğerinin yerine geçmeyen mallar olan eşşiz bir antika, ölçüye göre yapılan dolap gibi mallarda değiştirme yapılmaz. Fesih ya da bedel indirimi istenir.

               Tüketiciler açısından bunun tek istisnası TKHK'nun 4. maddesine göre, kullanılmış, tamir edilmiş ve ayıplı mal üzerine satıcının "özürlüdür" ibaresini içeren etiket koyması halidir. Sadece ayıplı mal satan veya satış bölümünün bir kısmını ayıplı mallara ayıran işletmelerin böyle bir etiket zorunluluğu yoktur. Bu hallerde satıcının ayıptan sorumluluğu olmaz.

               Ayrıca 4077 sayılı Kanun'un 8 ve 9 uncu maddeleri kapıdan satışları düzenlemektedir. Aynı zamanda Kanun'un uygulamasını göstermek amacıyla çıkarılan Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ ve Kanun'un ilgili maddelerine göre kapıdan satış ; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları, dışında önceden mutabakat olmaksızın tüketicilerin evinde veya işyerinde yapılan satışlar ile toplantı veya katalogdan seçim yolu ile yapılan satışlara ve de mesafeli satışlara denmektedir. Bu açıklamalardan hareketle internet  yolu ile yapılan satışlar da bir anlamda kapıdan satış olarak kabul edilmektedir ve satıcının kurallara aykırı davranışında alıcının TKHK'daki seçimlik haklardan birini seçmesi olanağı elde edilmektedir.. İlgili Bakanlık tarafından tüketicilerin internette yaptıkları alışverişler ile ilgili şikayetleri de 4077 sayılı Kanun kapsamda değerlendirilmektedir.

               Bu tür satışlarda;tüketici,yedi günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı,kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden, reddetmekte serbesttir.Satıcı almış olduğu bedeli,kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi,cayma bildiriminin kendisine iadeli taahhütlü  mektup ya da noter aracılığı ile ulaşması veya bizzat teslim edilmesi tarihinden itibaren 10 gün içerisinde tüketiciye iade etmekte ve 20 gün içerisinde de malı almakla yükümlüdür.                 Tüketici,malı kendisine teslim anındaki durumu ile geri vermekle ve kullanım söz konusu ise,kullanma dolayısıyla malın ticari değerindeki kaybı tazminle yükümlüdür.Malın tüketicinin zilyedinde bulunması,başlı başına bir değer azalmasını ifade eder. Mal veya hizmetin iadesi imkansızlaşmış veya amaca aykırı hale gelmişse tüketici,bu mal veya hizmetten sağladığı fayda kadar bir bedeli satıcıya ödemekle yükümlüdür. Satıcının mal veya hizmeti işyeri dışında satışa sunması,teamül,ticari örf veya adetten ise,bu madde uygulanmaz.                                          

               Tüketiciyi koruma yönünde Kanun'daki en önemli düzenleme 9. maddededir. Bu düzenlemeye göre; kapıdan satışlarda satıcı, hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış "Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin yedi gün içerisinde malı reddederek alım-satım işleminden cayma hakkının var olduğunu ve cayma ihbarının satıcıya bildirimi tarihinden on gün içindede tüketicinin vermiş olduğu bedelin,kıymetli evrakın ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgenin satıcı tarafından iade edileceği"ni bildiren bir belgeyi;sahip olduğu hakların kendisine anlatıldığını, cayma hakkını açıklayan belgenin kendisine teslim edilip satıcının açık adresinin bildirilmiş olduğunu beyan eden ve tüketici tarafından da imzalanmış olan bir tutanak karşılığında tüketiciye vermekle yükümlüdür. Satıcı tüketiciden almış olduğu imzalı belgeyi bir uyuşmazlık halinde mahkemeye ibraz etmekle yükümlüdür. Satıcının bu belgeyi ibraz edememesi ya da ibraz etmemesi halinde, satıcının bu belgede belirtilmiş olan borçlarını yerine getirmemiş olduğu kabul edilir. 

               Tüketiciler açısından önemli bir konuda her olayda dava açıp, mahkemelere gitmek zor olduğundan, bu iş ek masraf ve bilgi istediğinden sorunların çözümünde mahkeme öncesi kurulların oluşturulması ve öncelikle buralarda çözüm aranmasıdır. İşte bu yönde çalışan önemli bir kuruluş     Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'dir. Kanun'un 22. maddesine göre; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, il ve ilçe merkezlerinde, tüketiciler ile satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla belediyelerle  koordineli olarak, en az bir "tüketici sorunları hakem heyeti" oluşturmakla   görevlidir. Tüketici sorunları hakem heyetlerinin vereceği kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir.

               Bazı ülkelerde özellikle kredi kartıyla yapılan ödemelerde tüketicinin ayıplı mala karşı korunması bakımından bir geri ödeme (chargeback) sistemi benimsenmekte ve bu konu OECD bünyesinde de ele alınarak geri ödemenin temel prensipleri belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu sistemin özelliği, ödeme kartı veren kuruluşların belirli koşulların varlığı halinde ayıplı maldan dolayı tüketicinin ödediği parayı geri ödemeyi kabul etmesi şeklinde özetlenebilir.

               Bu konuda bir çok sorunlar olmakla birlikte, çok küçük bir kısmından bahsetmeye çalıştık. Herkese sorunsuz ve güvenli alışverişler dilerim. Hoşça kalın. 24.02.2007

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

____Önceki haftalardaki yazılarım:

_____TRAFİK KAZALARI
_____
MECELLE HAKKINDA
____
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

____ADALETİN TECELLİSİ
____EN DEĞERLİ VARLIĞINIZ
____AVUKATLIK KÜLTÜRÜMÜZ

avukatınız
Av.Süleyman AYDIN
Öneri ve sorularınız için elektronik posta adresi:
aydinhukuk@suleymanaydin.av.tr


www.suleymanaydin.av.tr
 
Sitemizde yayımlanan yazılar, sahibinin ve sitemizin izni olmadan kopyalanamaz; yazılardan alıntı yapılamaz.
Yazıların sorumluluğu, yazarına aittir.
www.netmen.gen.tr