Ayrıca
Editör:BAHADIR DEV 
Kuruluş: 29 Ekim 2001

    EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ

 

1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu'ndan tercüme edilerek kabul  edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda, o tarihte İsviçre'de yasal mal rejimi olan "Mal Birliği yerine, "Mal Ayrılığı" rejimi kabul edilmiştir. Bu farklılığın nedeni ; Türk toplumunun örf ve adetleri gereği, "erkeğin, karısının malını ve parasını kullanmak istemeyeceği" yönündeki fikirler yanında , Mal Ayrılığı sisteminin Türk kadınının sosyal ve ekonomik özgürlüğünü sağlayabileceği düşüncesi idi .  Ancak zamanla uygulamalar sonucunda durumun hiç öyle olmadığı anlaşılmıştır.

Bu sistemde her eş kendi mülkiyetinde bulunan malları yönetmekte ve yararlanmakta bağımsız olduğundan; kadın, malları üzerinde kocasının baskı ve yönetme arzusuna karşı korunabilmekte ve aynı zamanda evliliğin sona ermesi durumunda; evlilik mallarının tasfiyesi diğer mal rejimlerine nazaran daha basit ve pratik olmaktadır.

Kadını koruyucu özelliği dolayısıyla tercih edilen bu mal ayrılığı rejimi, zaman içinde kadının aleyhine işleyen ve özellikle, boşanmalarda onun aczine ve mağduriyetine yol açan bir sisteme dönüşmüştür . Şöyle ki, Türk ailesi bünyesinde, bir meslek ve sanatı olmayan ev kadınlarımız çoğunluktadır. Erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü toplumumuzda, boşanma ile birlikte kadın, tamamen kocanın insafına bırakılmaktadır.

Özellikle kırsal kesimlerde ve tarım sektöründe, kadın, evin dışında da çalışıp erkeğine bir ekonomik katkı sağladığı halde, kazanılan malların mülkiyeti çoğunlukla erkeğe ait olmaktadır. Hatta bazı yörelerde kadının üzerine tapu geçirmek yadırganmakta ve erkekler arasında alay konusu yapılmaktadır.

Büyük şehirlerde ise; kadının kocasının işyerinde çalışıp ona yardımcı olması, apartman ve ev işlerinde temizlikçi olarak çalışması veya evde ürettiği el emeğini satması sonucu kazanç elde ettiği, hatta bu gelir ile eve baktığı bir gerçektir. Kadın tarafından kazanılan ve bir tasarrufa yatırılan malvarlıklarının kocanın mülkiyetine geçirilmesine, kadın, aile düzeninin sarsılmaması için çoğu zaman ses çıkaramamaktadır. Hatta kocasının bozulan işi için veya ona sermaye yapsın diye, ailesinden kalan kişisel mallarını (özellikle düğünde hediye edilen ziynet eşyalarını) satarak katkıda bulunması da, yine bizim toplum hayatımızda karşılaşılan gerçeklerdir.

Bu şekilde kocaların mal edinmelerine büyük katkıda bulunan kadınlarımız, karşılık olarak, boşanma ile birlikte sokağa atılıyor ve erkeğin üç beş kuruş nafakasına mahkûm ediliyorsa, söz konusu kanuni mal rejiminin kadını koruyucu olmadığı ortadadır.

Ayrıca, çocukların velayetinin anneye bırakıldığı çoğu  olayda; kötü niyetli koca, gerçek gelirini göstermeyerek nafaka borcunu ödemekten kaçınmakta ve bir de bunun yanı sıra, kendi üstüne kayıtlı olan ortak konuttan eski karısını ve çocuklarını sokağa atabilmektedir. Uygulamada rastlanılan bu adaletsiz örneklerin çoğalması sonucu, yasal mal rejimi olan Mal Ayrılığı sisteminin, özellikle Türk aile yapısı içinde adil ve eşitlikçi bir sistem olmadığı anlaşılmıştır.

İşte Mal Ayrılığı sisteminin, gelişen ve hızla değişen Türk toplumunun aile yapısında sebep olduğu bu sakıncalar nedeniyle, artık terk edilmek zorunluluğu sonucu, onun yerini alacak daha adil ve özellikle "ev kadınlarını" koruyucu başkaca kanuni mal rejimleri arayışı çabaları başlamıştır.

 

Bu çabalar sonucunda nihayet 1 ocak 2002 tarihinden geçerli olmak 22.11.2001 tarihinde kabul edilen 4721 sayılı kanunla  Türk Medeni kanununda yapılan köklü değişiklikler yapılmış ve " Edinilmiş mallara Katılma Rejimi " ne geçilmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejimi eşlerin evlilik boyunca edindiği malların eşlerden kim adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın eşler arasında eşit ortak olduğunun kabul edildiği rejimdir.

 

Bu mal rejiminin kadınların mahrumiyetine karşı daha koruyucu olacağı aşikardır. Ancak ne kadar adil olduğu ve uygulanmasındaki sorunlar ancak, uygulamalardan sonra ortaya çıkacaktır. Özellikle eşlerden birinin ölmesi durumunda mal rejimi ve miras hukukunun aynı anda uygulanmasının nasıl olacağı, malların eşler arasında paylaşımında malların değerlerinin tespitindeki aile hakimlerinin yaşayacağı sorunlar ilk başta akla gelen sorunlardır.

Karmaşık da olsa eşitliğe katkısı olacağı kanaatindeyiz.

Hayırlısı olması dileğimle…

    01.12.2007.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

____Önceki haftalardaki yazılarım:

____YENİ ANAYASA
____HUKUK HERKESE LAZIM
___yYENİ BİR FETRET DEVRİ Mİ?
_____BİZE DÜŞEN
_____
ELEKTRONİK TİCARETTE TÜKETİCİNİN KORUNMASI
____
TRAFİK KAZALARI
_____
MECELLE HAKKINDA
____
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

____ADALETİN TECELLİSİ
____EN DEĞERLİ VARLIĞINIZ
____AVUKATLIK KÜLTÜRÜMÜZ

avukatınız
Av.Süleyman AYDIN
Öneri ve sorularınız için elektronik posta adresi:
aydinhukuk@suleymanaydin.av.tr


www.suleymanaydin.av.tr
 
Sitemizde yayımlanan yazılar, sahibinin ve sitemizin izni olmadan kopyalanamaz; yazılardan alıntı yapılamaz.
Yazıların sorumluluğu, yazarına aittir.
www.netmen.gen.tr