YUNUS GÖRSEYDİ
BİZİ
Semamda kara bulut,barut kokusu,
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Aşktan hasıl yapısı,sevda dokusu.
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Hani gönüller alıp bir olacaktık.
Hani aşka bulanıp pir olacaktık.
Hani sevdikçe insan ,hür olacaktık
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Kimi sevdiniz siz,neyi sevdiniz ?
Neyle küçüldünüz,neyle devdiniz ?
Bir avuç akçe mi sizin derdiniz ?
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Mezarımı diktiniz on sekiz yere.
Ama sevdasız kalmış bu koca küre.
Ne ettiniz siz böyle,sorsa bir kere ;
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize.
Seviyi servet saydı,namustu ardı.
Yaradandan ötürü hoş görmek vardı.
Bir gönül yapmak ise en büyük kârdı
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Yaradılagelende bir soylu ongu .
Bilmezdi kini özü ,bilmezdi cengi.
Bir kuru dalı bile bilirdi dengi.
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize ?
Böyle mi olacaktı komşuyla sonun ?
Eti kokunca duyduk göçtüğün onun.
Bir izahı var mıydı acaba bunun .
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize.
Sevmeye söz vermiştik,aşk ile hem de.
Gözümüz olmayacaktı şer ile kemde.
Gaflete düştüğümüz öyle bir demde,
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize.
Sanma ki ötelerde ,sanma çok uzak.
Çilemiz aşk olsa da heybe dokusak.
Dilimiz aşk olsa da aşkı okusak.
Yunus görseydi bizi,ne derdi bize.
İbrahim ŞAŞMA/ KARAMAN
--------------------------------------------------------------
ÖĞRENCİYE NASİHAT
Heyecanla gel derse.
Kalem, defter elinde.
Öğretmene kulak ver.
Sınıfına girince.
Yaz, çiz, topla, arşivle.
Her bilgiyi zihninde.
Gün gelir kullanırsın.
Zor sorunun birinde.
Sen sen ol da vazgeçme.
Ümidini kaybetme.
Kimse bilgin doğmadı.
Dünyanın bir yerinde
Yapamıyorum, deme.
Yeniden denesene.
Başarı yakalanmaz.
Yetersiz gayret ile.
Hiçbir zaman üşenme.
Hep araştır, incele.
Tembellik yakışır mı,
Zeki bir öğrenciye?
Oyuna fazla dalma.
Ekran başında kalma.
Bil ki dersler çok kolay.
Kendine engel olma.
Kitabını açarsın.
Çok okur, çok anlarsın.
Sınavı kazanınca.
Başarıya koşarsın.
Annen sana gülümser.
Baban da taktir eder.
Bütün stresin biter.
Mutluluktan uçarsın.
Emrullah BEDİR
http://sosyalbilgilerogretmeni.googlepages.com
sosyal_bilgiler_ogretmeni@hotmail.com
--------------------------------------------------------------
YÜREĞİMDEKİ FIRTINAM
Ya
ben sana kendimi anlatamadım,
Ya da sen beni anlamaya çalışmadın.
Ya ben çok fazla üzerine geldim,
Ya da sen hep benden kaçmak istedin.
Her an seni düşünmemin,
Her yanımdan geçişinde arkandan seni seyretmemin,
Her gülüşünde gözlerinin içinde dalıp gitmemin
Her aklıma geldiğinde yüzümün gülümsemesinin,
Herkese seni anlatmamın
Ve anlata anlata bitiremememin,
Her ne yaptığını bilmesemde merak etmemin,
Her sohbet edişimizde karşında heyecendan yorulmamın,
Her an yanında olmak istediğimde uzakta olmamın,
VE
Her aklıma düştüğünde gözlerimin dolmasının
Bir anlamı olmalı.
Bütün bunların bir nedeni olmalı.
Bunların anlamı sen olmalısın,
Bunların anlamı sana olan sevgim olmalı,
Bunların anlamı içimdeki canım olmalı,
Aşkımın anlamı HAYATI YAŞAMAK OLMALI...
EDA TAŞÇIOĞLU / ALANYA
--------------------------------------------------------------
LALE DEVRİ
Avrupa'nın etkisi Lale Devri'nde başlar
Bu devirde yapıldı saraylar, köşkler, parklar
Matbaa kurulunca çok okundu kitaplar
Kağıt, kumaş ve çini yepyeni fabrikalar
İtfaiye bölüğü yangınlara dur, dedi
Çiçek aşısı ise mikropları önledi
Avrupa'ya gönderdik ilk defa elçileri
Onlar bize bildirdi, yeni gelişmeleri
Damat İbrahim Paşa sefere gitmiyordu
İran tehlikesini bertaraf etmiyordu
Sarayda yönetenler gününü gün ederken
Halkın sıkıntıları gitgide artıyordu
Helva sohbetlerinde Nedim'in şarkıları
Lale bahçeleri de süslüyordu sarayı
Lüks ve israf artmıştı, hazine boşalmıştı
Bu nedenle başladı Patrona'nın isyanı
Eğlence mekanları viraneye çevrildi
Matbaa haricinde ıslahatlar devrildi
III. Ahmet gitti, I. Mahmut geldi
Lale Devri tarihte böylesi bir devirdi
Biz tarihi severiz, A'dan Z'ye biliriz
Geçmişimize bakıp geleceği sezeriz
Bu vatana millete doğuştan fedaiyiz
Biz asla bölünmeyiz, bozulmaz birliğimiz.
"Gülelim, eğlenelim, dünyadan kam" alalım.
Nedim, dese de böyle biz gerçekçi olalım.
Dalmayalım gaflete, düşeriz sefalete.
Tarihin ışığında aydınlığı bulalım.
Emrullah BEDİR
--------------------------------------------------------------
YIKILASI ZALİM GURBET
Yıkılası zalim gurbet,
Ne ben, ben kalabildim sende.
Nede sen sen olabildin benle
Anlamadık birbirimizi yıllar geçti de
Alnımın terini görmedin
Emeğin kıymetini bilmedin
Sadakatten hiç bahsetme
Zengini daha zengin ettin
Uçağı yatı
Yarışmaya atı
Mersedesi villaları
Var mı Başka? Sevdaları
Tuvaletine arabasıyla gider
Vay yavrum kılıma sı rahatsız eder
Elli adım yürüdün mü diye sorsanız
Ne işleri bahane eder
Trabzon dan getirtiyor çöreği
Adıyaman da yaptırırmış böreği
Ete ne düzenler verdirir
Ukala birde dalga geçer
Fakirin hakkı diye yemez ekmeği
Toprağından koparamam anamı
Bir o anlıyor içimdeki sevdamı
Düşün peşime diyorum ya
Kızım oğlum beğenmiyor vatanı
Ekmeğini yedim suyundan içtim
Nankörlük ediyorum sanma
Sende, elli yıllık emeğim var amma
Hala Çorumlu diyorlar bana
Mefail ÖZBEK
-------------------------------------------------------------
YALANCI BAHAR
Bilinmeyen bir yere doğru
Gözlerimiz kapalı ilerliyoruz
Unuttu gözlerimiz o nuru
Biz bir devrin sonuyuz
Bunları duymak çok acı
Hepimizin yüreğindeki sancı
İçimizde ki boşluktur belki
Ellere değil kendimize yabancı
Kirlenen ellerimiz değildi
Yüreklerimiz
İdrak yollarımız hep tıkalı
Açmalıyız
Bakın bir lahza kendinize
Umutsuz ve naçarsınız
Yeniden dönün öz benliğinize
Tren hareket etti kaçırmayasınız
Mehmet Şükrü Buğrahan/Ünye
OL DEDİ HÜDA
Esen rüzgar nereye gider
Ömür anlık çok çabuk biter
Yare varalım diyenler
Yarların kenarında beklerler
Güzel olan sır mıdır
Çirkinliğin hasmı mıdır
Bülbül güle aşıktır da
Gülün gönlü onda mıdır
Her şey bir kelam ile başlar
Ol der Allah insana
Hay insan olmaya koşar
Adem olur önce sonra Havva
Yasaklar çekicidir ya
Koparır adem elmayı dalından
Havva'yı da ortak eder günahına
Terk-i diyar eylerler irem bağından
Bu hikaye böyle acıklı
İnsanlık bundan ibret almalı
Dolmalı kalpler imanla
Zikredilen yalnız Hüda olmalı
Mehmet Şükrü Buğrahan/Ünye
HAYKIRSAN
Ne soğukmuş bu odalar
Sararmış hasretinden
Bitmeyecekmiş gibi yollar
İnadına zulmeden
Gün bir tane değil ki
Bırakmaz seneler yakamı
Varamamak sana sevgili
Tüketmeyecek sevdamı
Anka kuşu gibi küllerimden
Mecnun gibi çöllerimden
Ferhat gibi dağlarımdan
Doğacağım yine yeniden
Uyanacağım bu kabustan
Her günüm geceme karabasan
Gitsen uzaklara sesimi duymasan
Unutmazsın adımı haykırırsan
Mehmet Şükrü Buğrahan/Ünye
O HAK
Yanarsan Hüda'nın aşkı ile
Olgunlaşırsın katre katre
Dolaşırsın tüm cihanı
Ararsın O nerede
Kul oldu mu insan o gün
Daha dün gibiydi gal-ü bela
Bir ömür sürdüğün
Payitaht saltanat boşuna
Çöllere düştün mü Leyla için
Dağlar devrildi mi karşında
Bu hırs kin nefret niçin
Başın göğe erdi mi sonunda
Aradığın ki Hak'tır
Her türlü güzellik ondadır
Yaratılan değil yaratandır
Huzur ona kul olanındır.
Mehmet Şükrü Buğrahan/Ünye
Ö Ğ R E T M E N İ M
İrfan gülistanının gülleri bülbülleri
Eğitim ordusunun şanlı şerefli erleri
Yanar elinizde ilmin sönmez meşalesi
Gittiğiniz bu nurlu onurlu yolda
Size çerağ olsun ilim irfan öğretmenim
Sıralarda
sınıflarda minik erler sizi bekler
Elinizde gül demedi bekletmeyin siz onları
Kucaklayın sevginizle aydınlatın dimağları
Meşaleniz elinizde onu asla söndürmeyin
Eğitin çocukları çiçek gibi donatın öğretmenim
Bahçelere
gül diker kurutmaz sularsınız
Çöle dönmüş topraklarda nehir olur akarsınız
Güller açtıkça bağlarda bahçelerde kırlarda
Misk ü amber olur türüm türüm kokarsınız
Kokunuza hasret gönüllerde öğretmenim
Öğretmenim,
bugün sizin onur gününüz
Göçmen kuşlar gibi her biriniz
Köyde kasabada şehirde öğretmenim
Başımızın tacı karanlıkların çerağısınız
Yürüdüğünüz bu erdenli o/nurlu yolda
Başarılar dileriz sizlere öğretmenim
22/11/2005 İZMİR
mehmet_kahraman1952@mynet.com
ÖLMEK GİBİ
Ben de yaşamak gibi
Engin bir duyguya kapılmışım
Dalmışım tükenmeyen dünya oyununa
Kanmışım hayatın her riyakârlığına
Gün olmuş ağlamış
Gün olmuş gülmüşüm
Gelmişim çıkmaz bir yolun sonuna
Analmışım seni,onu ve hayatı
Ve hatırlamışım bir gerçeği
Ölmek gibi...
İsmet
KOPLAY/ALANYA
ÖLÜM
Kar yağıyor
Hayallerimin üstüne lapa lapa
Üşüyorum
Kimsesizliği hissediyorum
Kalabalığın tam ortasında
Şehir bana uzak
İnsanlar yabancı
Baktığım herşey yok oluyor
Gecenin karanlığında
Yollar uzun
Yürüyorum ama bitmiyor
Bir şey var uzakta
Görüyorum ama dokunamıyorum
Gaipten bir ses
Duyuyor ama anlamıyorum
Ve sonra sessizlik, karanlık, hiçlik
Galiba artık ölüyorum.
M. Kemal ÇAVDAR/ SİNOP
GÖMÜLÜ
Bir bıçağın gölgesinde idi
Yaşam ile ölüm arası çizgi
Yaşam bataklığına batmış
Çırpınıp da kurtulamayan
Kelebekleri andırıyorduk
Şehir ölü, insanlar ölü.
Sokak lambalarından
Parklardaki banklara kadar
Her şey hüzün dolu bir karanlığa gömülü
AzrailinSıcak ve şefkatli
Bir o kadar da
Mutluluk verici kolları arasında
Ölüm denen sonun başlangıcına doğru
Yavaş sayılmayacak adımlarla
Hatta koşarak ilerliyorduk.
İşte ecel denen gerçek
Bütün sahteliklere son verecek.
Mehmet
Şükrü Buğrahan/Ünye
MAHPUSLUK
Kınına giren bıçak gibi
Saplandın yüreğime
Sen bilir misin kimsesizliği
Gel de göstereyim
her hecesiyle
Yoruldum artık gecelerden
Gündüzleredir hasretim
Neden gelmiyor mevsimlerden
Baharım ey sevgilim
Issız bir gecenin sabahında
Seni arıyorum yine her yerde
Tam bulduğumu sandığım anda
Kayıpta gitme meçhullere
Bakışlarında yangınlar
Sözlerin zehirden beter
Ruhumu bir hiçlik sarar
Yeter bu acı artık yeter
Seni andığım her dize
Sanma ki sana yalvarışımdır
Dayanamıyorum sensizliğe
Ölüm çok ama çok yakındır
Ayrılık eli kılıçlı zalim
Zulmüne dayanır mı bu can
Bir zalimde sen olma güzelim
Sensiz bu gönül bomboş bir han
Ey canı candan usandıran
Garip gönlümün sarhoşluğu
Ey beni bana kırdıran
Görüyor musun düştüğüm boşluğu
Koynuma alıyorum sensizliği
Sen diye kokluyorum inan
Bitmiyor ömrümün çaresizliği
Çıldıracak gibiyim her an
Gözlerin mahpusluk yüreğime
Ebedi istirahatgahımdır
Seni sakladım şiirlerime
Arıyorum bulmam çok yakındır
Mehmet Şükrü
Buğrahan / Ünye
<< geri
|