YİNE Mİ CUMHURİYET MİTİNGLERİ
Bilirsiniz bu ülkede bazı şeyler, bazı kişi, kurum ve kuruluşların ellerindedir. Örneğin laiklik, cumhuriyetçilik gibi. Bunlar CHP ve aynı zihniyette olan kişilerin tekelindedir ve nedense bu insanlar hep diken üstünde dururlar. Laikliğe zarar gelmesin diye 27 Mayıs’ları, 28 Şubatları hiç çekinmeden kendilerince de haklı olarak yaparlar. Çünkü onlara göre söz konusu laiklikse gerisi teferruattır. Gerekirse asarlar, gerekirse keserler.
Nedense bu tehlikeyi de hep aynı insanlar fark ediyor. Acaba ne oluyor da laiklik tehlikeye giriyor? Birileri ‘’şeriatı getireceğiz’’ şeklinde bir laf mı ediyor. Yoksa yine muhafazakâr kesimin oy verdiği birileri mi iktidara geliyor. Bunu soruyorum, çünkü ne zaman muhafazakârların desteklediği bir parti iktidara gelse ardından darbeler geliyor. 27 Mayıs’ta Adnan Menderesi aynı zihniyet asmadı mı (tabi ne hikmettir bilinmez Adnan Menderes’i asanlar bu gün farklı bir muhafazakâr kesimin lideri olarak görülüyor)? Ya da 28 Şubat’ı yapanlar aynı zihniyetteki insanlar değil mi?
Laikliği tekeline alan insanlar, laiklik adına bu ülkede darbe yapıyor, istedikleri gibi insanları yargılayıp asabiliyor, başörtülülerin kamu alanında çalışmasına izin vermiyor, üniversitelere almıyor, gerici diye niteliyor ama kendileri hakkında bir soruşturma başlatıldığında kıyamet kopuyor. Ayaklanmaların, protestoların, mitinglerin ardı arkası kesilmiyor.
Yine Cumhuriyet mitingleri yapılacakmış. 2007’de yapılan cumhuriyet mitinglerinin organizatörleri çoğu 28 Şubat aktörleri ve çoğu Ergenekon’da adı geçen isimler. Bu isimlerden biri de Türkan Saylan. Haksızlığa uğradığını, böyle bir hukuk devleti olmayacağını söylüyor. Aynı kişi 28 Şubat sürecinde başörtülüleri üniversiteye almayan birkaç kişiden biri. Ama o kendisini Cumhuriyet muhafızı olarak gördüğü için yaptıkları meşruydu.
O dönemde de Refahyol hükümeti oylarını arttırarak yükselişe geçiyordu. Ancak bu isimler irtica yaygarasıyla darbe yapıp hükümeti indirdiler. Cumhuriyet mitingleriyle AKP ‘ye de bu yapılmak istendi. Tuncay Özkan’lar, Mustafa Balbay’lar, Emin Çölaşan’lar, Ertuğrul Özkök’ler bu işin birer parçasıydı. Bu isimler istemedikleri birini iktidarda gördüklerinde askeri göreve çağırırlar ve ‘’bu nasıl bir hukuk devletidir’’ diyenler demokrasinin önünü keserler, darbeyi meşrulaştırırlar. Bununla da yetinmezler siyasi yasaklamalar getirip, parti kapatırlar.
Nasıl ki 28 Şubat döneminde her gün yeni bir olay yaşanıyorduysa, AKP iktidarından sonra da dikkat ettiyseniz pek çok olay patlak verdi. Danıştay saldırısı, Dink cinayeti, Cumhuriyet Gazetesini bombalamak, Şemdinli’deki kitap evinin bombalanması, Trabzon’daki kilise papazlarının öldürülmesi ve cumhuriyet mitingleri ard arda patlak verdi. Bir darbe yapılacağı belliydi ve bunun sinyalleri veriliyordu.
Her şeye rağmen bizim insanımız zeki ve bir o kadar da inatçı. Darbeyle indirilenleri daha güçlü bir şekilde iktidara getirmesini biliyor. Hatta bu da yetmiyor darbeye ses çıkarmayanları, destekleyenleri sandığa gömüyor. Bunu yakın bir tarihte, 2002 seçimlerinde gördük.
Artık cumhuriyet mitinglerini yapmanın bir âlemi yok. Çünkü insanlar daha çok krizin nasıl atlatılacağını düşünüyor. Önce krizi aşalım sonra oyun oynayalım. Bu arada ÇYDD’nin yaptığı açıklamaya göre cumhuriyet mitinglerine katılmayacaklarmış. Onların görevini Fazıl Say üstlenecek galiba. Umarım miting havasına uygun bir şeyler besteler.