YalnızımyAlnızsınyaLnızyalNızızyalnIzsınızyalnıZlar
Yalnızım.
Kalabalık bir caddede yürüyorum. Etrafımda insanlar geçiyor.
Neşeli olanlar, gergin olanlar. Mutluluktan gülümseyen,
yanındaki ile tartışan, hiçbir duygu ifadesi göstermeyen;
çeşit çeşit duygular ve insanlar. Benim duygularımda biraz
karışık. Yanımda birkaç arkadaş konuşuyoruz, aslında moralimi
bozacak bir şey de yok. Ama nedense bir mutsuzluk sızıyor
bana. Yalnızım etrafımdaki bunca insana rağmen yalnızım.
Çünkü ben içimdeki düşünceleri yalnız yaşıyorum, yalnız
başıma boğuşuyorum hayatın kargaşalarının içinde. Ne kadar
arkadaşım olsa da ne kadar sevdiğim insan olsa da beni
seven insan olsa da ben ne kadar onlara anlatsam da neşelerimi,
üzüntülerimi yalnızım. Hiç kimse yeteri kadar anlamaz beni
ve ben hiç kimseyi yeteri kadar anlayamam. İşte ben yalnızım.
Yalnızsın.
Belki sen de kalabalık bir caddede yürüyorsun. Seninde
etrafından insanlar geçiyor ırmak ırmak. Ama sevinme yanımda
arkadaşlarım var diye. Sen de yalnızsın. Burada birlikteliklerin
göreceli. Bugün iyisin bir arkadaşlarınla yarın dargın.
Bir gün sokakta yürürken gelirse en korkulu rüyan başına;
elinde ölüm pusulanla. Kim kurtaracak seni kim alacak senin
yerini? Ne kadar sevinsen de. Yalnızsın.
Yalnız.
Hiç tanımadığın biri bir köşe başında sıkıştırılmış. Dayanmış
alnının ortasına bir dokuz milimetre. Ne yaparsın? Hiç
tanımadığın bir yerde hiç tanımadığın bir kadın yalvarıyor,
namusunu kurtarman için sana. Başında iri yarı adamlar.
Kadın ağlıyor adamlar. Sana git diye bağırıyor. Ne yaparsın?
Bir köşe başında birileri açlıktan kıvranıyor. Senden bir
lokma ekmek istiyor. Sende alışmışsın böylelerine. Geçiriyorsun
içinden:" Ben çok gördüm bunlardan.". Bazen rüyalarında
bile yardım etmeye korkarsın. İşte. O adam, o kadın, o
insan. Yalnız.
Yalnızız.
Kocaman bir evrende küçük bir dünyada bir boşlukta dönüp
duruyoruz. Üstelik burasının hiç de kıymetini bilmiyoruz.
Savaşıyoruz burada, kirletiyoruz buraları; sanki başka
bir yaşam yerinden birileri gelecek kurtaracak bizi. Telafi
edecek yaptıklarımızı. Mantıksız beklemelere gerek yok.
Yalnızız.
Yalnızsınız.
Ey Irak, Filistin, Afganistan, Çeçenistan, Doğu Türkistan,
Somali ve yardım bekleyen dünyanın ezilen yok edilen halkları.
Beklemeyin bir yardım, beklemeyin bir umut. Ne benden,
ne başkasından. Televizyonlarda çıkınca üzülüyorum sizin
bu durumunuza, içim kan ağlıyor ama yine beklemeyin siz
kimseden bir şey. Bir teselli sözü avutur sizi zaten "Orada
yapılanlar insanlık suçudur." Bunu da yapabilecek insan
bulunursa söylenir. Başka beklemeyin bir şey. Suç olduğunu
biliriz. Size kardeşimiz deriz ama anca televizyonda elimizde
Pepsi, Coca cola size yapılanları izleriz. Siz de. Yalnızsınız.
Yalnızlar.
Tüm bu insanlar, sen, ben, o, biz, siz, onlar yalnız.
Tüm insanlar. Yalnızlar.
Unutmayalım..
Bir yalnızlık daha olacak insanlar için. İşte onu görünce
şimdiki bu yalnızlıklarımızın yerini bazıları için neşe,
bazıları için keder alacak. Asıl biz o yalnızlık için yapalım
hesaplarımızı. Dağlar yıkıldığında, her şey yok olduğunda
ne olacağını düşünelim. Boğazımıza yaptıklarımız ya da
yapmadıklarımız asıldığında ne yapacağımızı. Anamız bizden
kaçarken ne olacağını. Bizim eşimizden, çocuklarımızdan
nasıl kaçacağımızı düşünelim. Televizyon başında kıyımlarını
izlediğimiz insanlardan nasıl yardım isteyeceğimizi, köşe
başında açlıktan yardım isteyen insanlardan nasıl ekmek
dileneceğimizi, içtiğimiz o buz gibi "kurşundan" içecekleri
nasıl midemizden çıkaracağımızı da düşünelim. İşte asıl
hak sahibinin hakkını aldığı o en muhteşem ve korkunç ve
güzel ve azap dolu ve rahmet dolu ve ceza günü ve mükâfat
günü ve ve ve işte o günü düşünelim. Hesabımızı oraya yapalım.
Orada da işte, Tek başımızayız. Yani.
Ben yalnızım
Sen yalnızsın
O yalnız
Biz yalnızız
Siz yalnızsınız
Onlar yalnızlar
(Saçmaladıysam affedin ama biraz düşünelim.)
Hasan ÜNLÜ
25.05.2007
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------___Önceki
haftalardaki yazılarım:
Mutsuzluk veya Mutluluğa Dair
HAYATIN KIYISINA VURANLAR
_