Mutsuzluk veya Mutluluğa Dair
Bir sonbahar sabahı
hayat yine aynı edasıyla umarsızca akıyor, pencereye düşen
birkaç damlanın ışıltısında. Hafif bir rüzgar esiyor yağmur
damlalarının başını döndürmek istercesine ve ben öylece
duruyorum pencerenin en kuytu yakasında... Başım, iki çaresizimin
arasında.
Sigaram bitmiş, yarım bardak çayımda soğumuş. En ağırından
bir yalnızlık çökmüş omzumun iki tarafına... Sanki kendime
söyleyemeyeceğim bir şeyler var içimde. Söylemekten çekindiğim,
ürktüğüm, korktuğum bir şeyler.
Mutsuzum belki de?.. Bu duygu ne zaman girdi içime? Nasıl
benden habersiz, ne zaman oldu bu mutsuzluk hissi sende
be gönül?! Yoksa, hep var mıydı?.. Bu soğuk kış gecesi,
bu dağ eşkıyası, bu karaçalı içimizde... Acaba yani mi
fark ettik talihsizim...
İşte böyle... Bir an için milyonların sormaya korktuğu
sorular bir tabur asker olup dizildi, hayalimin içtima
alanına. Hepsi birbirine benziyordu soruların ama farklıydılar.
Fakat aynı sayıda cevaplar da geliyordu aklıma; bu kayıp
sorulara cevap değildi bunlar, yetmezdi şu an duygulara.
Aradan ne kadar geçti, hatırlamıyorum. Bir yağmur damlası
göz kırptı yüreğime, ışık saçtı, " Ben buradayım." dedi.
Başımdaki sabah sisi yavaş yavaş dağılmaya başladı. Neden
böyle düşündüğümü düşünmeye başladım şimdi. Mutsuz muydum,
ben gerçekten? Aslında sevindim az önce aklıma gelenlere.
Mutsuzluğu düşünmek yaramıştı bana sanki. Onunla bir an
yüz yüze gelmek yaramıştı yüreğime. Çünkü anlamıştı; mutsuzluk
için ne kadar sebep-bahane üretiyorsak, yalnızca bir tane
yağmur damlasının saf pırıltısı eritebiliyordu onları.
Sevindim buna.
İçimden dışarı çıkmak geldi. Kapıyı açtım, usulca aktım;
yağmur damlalarının akın ettiği toprağa. Gökyüzüne baktım.
Milyonlarca yağmur damlası vardı ve adeta yarışıyorlardı;
yeryüzüne inmek, bir gönle ışık vermek, parıldamak için.
Görünce bu milyonlarca akıncıyı korkum kalmamıştı artık
mutsuzluktan. Ve tebessüm ettim yanağıma düşen bir yağmur
damlasına.
Ve birden uyandım. biraz terlemişim. Yanağımdan bir damla
süzülüyor, daha kesmediğim seyrek sakalların arasından.
Anlıyorum. Rüyaymış hepsi. Ama yanağımdaki o damla ne?
Bilmem neden pencereye atıyorum kendimi. Perdeyi hafif
aralıyorum, dışarıda hafif bir yağmur..
Gülüyorum..
Hasan ÜNLÜ
25.04.2007
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------___Önceki
haftalardaki yazılarım:
HAYATIN KIYISINA VURANLAR
_