Ayrıca
Editör:BAHADIR DEV 
Kuruluş: 29 Ekim 2001
__ Çocuk Olmadan Genç Olanlar

TBMM'nin kuruluşunun 85. yılında, Çocuk Bayramının kutlanmakta olduğu bir günden, gönül dolusu merhaba...

Değerli okurlar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında aklıma gelen bazı düşünceleri, sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz "çocuk" bayramı kutluyoruz ama, dikkat ederseniz, ülkemizde bebeklikten, gençliğe hızla geçen; geçmek zorunda kalan, aradaki "çocukluk" dönemini atlayan bir nesil geliyor.

Yıllardır - özellikle 23 Nisan ile ilgili etkinliklerde hatırlanan ve sonra bi dahaki bayrama kadar unutulan - okula gidemeyen, 7-8 yaşından itibaren sanayide ağır işlerde çırak olarak çalışan, sokakta mendil satan, tiner bağımlısı olan çocuklar hakkında hemen herkes bir şeyler söyledi. Sonra, ilköğretim çağından itibaren çocukluğunu yaşayamadan bir sınav maratonuna sokulan, olgunluk beklenen, anne babaların bir itibar ve karizma göstergesi olarak kullanmak istedikleri, çocukluğunu kaybetmiş nesil var. Bunu da pek çok yerde dinlemiş veya okumuşsunuzdur.

Son yıllarda, özellikle televizyon programları ve reklamların yoğun etkisiyle, çocuk olmadan genç olmaya yönlendirilen bir nesil ortaya çıkıyor. Bakıyoruz mobilya sektöründe genç odası reklamına; 9-10 yaşında çocuklar," bilmem ne genç odası, burada bizim sözümüz geçecek.." vb. diyorlar. Ya, o reklamı çekenler genç nedir, çocuk nedir bilmiyorlar mı sanki? Yine bir GSM şebekesinin gençler için uyguladığı kampanya reklamını hepiniz hatırlıyorsunuzdur, hani "Sedat abi yap bi güzellik." diyen "Bakıcaaaz." diyen; annesi yaşındaki kızla arkadaş olabilmek için kontörlü hat almak isteyen o çocuk... ve ona "Genç adam" diye hitap eden kişi... O çocukla birlikte tamamen o yaş grubu çocuklarını cinsel etki ve -dolaylı da olsa - yönlendirme ile karşı karşıya bırakılmıyor mu?

Çocuk psikolojisinde okuduğumuza göre o yaş grubundayken birlikte oynamak bile istemeyen; daha çok kendi cinsiyet gruplarıyla vakit geçirmekten hoşlanan çocukları bazı çocuk ve aile (!) dizilerinde, aşkları peşinde koşarken görüyoruz, "falanca bana aşık.. yok sana değil bana aşık" diye tartışan; ağzı süt kokan çocukları görüyoruz.
Uzmanların, ülkemizde özellikle medyanın yoğun cinsel uyarıcı etkisiyle, ergenliğe başlama yaşının hayli düştüğünü söylemesi de,
yukarda söylediklerimi doğruluyor sanırım.

Çocukluğunu yaşamadan gençliğe itilen, bir nesilde ilerde ortaya çıkacak sorunları da sanırım psikologlar ve sosyologlar araştırıyorlardır.
Biraz daha duyarlılık ve sorumluluk, diyorum. Lütfen...

Bütün okurlarımıza huzurlu, mutlu; barış dolu günler diliyor, çocuklarımızın bayramını kutluyorum. Yarınınız, bu günden daha güzel olsun...

Saygılarımla....

<<geri
Önceki haftaların yazıları:
İSTİKLAL MARŞI DEYİP GEÇMEYİN
DEMOKRASİ MECLİSLERİ ÜZERİNE
RAMAZAN AYI ÜZERİNE BİR YAZI
DEĞİŞİM VE GELİŞİM HEYECANI

netmen
BAHADIR DEV
Öneri ve sorularınız için elektronik posta adresi:
bahadir@netmen.gen.tr


FOTOĞRAF SERGİSİ
 
  Sitemizde yayımlanan yazılar, sahibinin ve sitemizin izni olmadan kopyalanamaz; yazılardan alıntı yapılamaz.
Yazıların sorumluluğu, yazarına aittir.
www.netmen.gen.tr