TÜRK
İŞİ DEMOKRASİ
___Merhaba
___Ülkemiz demokrasi adına çok kritik bir süreçten geçiyor.
İki hafta önce AB süreci, ekonomi, Irak'a sınır ötesi
operasyon konuları gündemdeyken şimdi gelinen noktaya
ve konuşulan konulara bakınca gerçekten ülkemiz, halkımız
ve demokrasi sürecimiz adına üzülmemek elde değil.
___Bir oyun düşünün ki, kuralları sana ayrı, başkasına
ayrı uygulansın; hiç kabul edilebilir mi? Bir futbol
maçı düşünelim, topu taca attınız, taç atışı kullanmak
yerine rakip takımın teknik direktörü hakeme itiraz
ediyor; hakem de kabul edip, taç yerine penaltı kullandırıyor.
Mümkün mü bu? Kabul edilebilir mi?
___Bir ülke düşünün, 25 yıl önce bir anayasa hazırlanıyor
ve o yasaya göre 4 cumhurbaşkanı seçiliyor. Gün geliyor,
kurallara uygun şekilde bir aday çıkıyor, karşısına
rakip de çıkmıyor. İlk tur oylama yapılıyor. Aday o
güne kadar cumhurbaşkanı seçilen tüm adayların ilk
turlarda aldığından daha fazla oy alıyor ilk tur seçiminde.
Buraya kadar her şey normal. Ama bu noktada birileri
demokrasiyi mecliste değil, mahkemede aramaya yöneliyor.
Sonunda o güne kadar ortada olmayan bir kural icat
edilerek adayın önü kesiliyor. Olabilir mi; mümkün
mü? Mümkün. Burası Türkiye, demokrasiyi de evirip çevirip Türk
işi demokrasi yaptık. Bedeli ortada, sadece
ekonomi açısından 27 Nisan Cuma gününden 30 Nisan Pazartesi
gününe kadar Türkiye bazı ekonomistlere göre 7 milyar
dolar, bazılarına göre daha da fazla kaybetmiştir.
Yani halkımız 7 milyar dolar fakirleşmiştir. Demokrasimiz
ise büyük yara almıştır.
___Dostlar, bugüne kadar yazılarımı okuyanlar görecektir
ki; siyasi konulara hiç girmedim. Siyaseti oldum olası
sevmem. Belki bunda şahit olduğumuz meclis kavgaları,
çıkar ilişkileri, gömlek değiştirir gibi parti değiştirmeler
etkili olmuştur. Senelerce kürek çekerek partilerini
ilerletmeye çalışanların, seçim zamanı geri planda
bırakılıp; tekneye sonradan binenlerin ön plana çıkarıldığını,
makam mevki verildiğini çoğunuz görmüş olmalısınız.
___Peki bu hafta neden böyle bir yazı yazıyorum? Cevap
çok açık ve net. Ülkem, milletim, demokrasim için yazıyorum.
Tarih bu sıcak günleri unutmayacaktır. Tarihte ülkemden,
milletimden, demokrasiden, kısaca Türkiye'den yana
bir tavrımla, duruşumla anılmak için.
___Bir öğrencinin yeri neresidir? Okul. Bir öğretmenin
yeri; okuldur. Bir işçin yeri, işyeridir. Bir memurun
yeri, görev mahallidir. Bir vatandaşın seçimde görevi,
sorumluluğu sandığa gidip oy kullanmaktır. Peki bir
milletvekilinin yeri, görevi ?...
___Bir öğrencinin sınıfa girmemesi, bir öğretmenin okula,
sınıfına gitmemesi, bir işçinin, bir memurun görev
yerine gitmemesi doğru mudur? Bir vatandaş sandığa
gidip oy kullanmazsa, cezası var. Peki bir milletvekili
meclise, oturumlara katılmazsa?
___Çok uzağa gitmeye gerek yok; Sayın Ahmet Necdet Sezer'in
cumhurbaşkanlığı seçiminde bile ilk iki turda 367 toplantı
yeter sayısı yoktu. O zaman ortada olmayan kural, Sayın
Abdullah Gül'ün seçiminde, önüne engel olarak konuyor.
Peki adaletli bir uygulamadan söz edilebilir mi bundan?
___Cumhurbaşkanlığı seçimini Anayasaya aykırı iddiasıyla
mahkemeye taşıyanlar, bu seçimde grup kararı alınmasının
da anayasaya aykırı olduğunu bildikleri halde grup
olarak meclise katılmıyorlar. Peki bu anayasa ihlali
değil midir? Bir de ülkenin çatışmaya sürükleneceğini
söylüyorlar; demokratik sürece müdahale ederek ortamı
geren kim acaba?
___Rahmetli Özal'ın cumhurbaşkanlığı seçiminde de meclise
girmeyip oylamaya katılmayan ve "Onursuzca indiririz"
diyen siyasi zihniyet, aynı davranışı bugün de Sayın
Gül'ün seçiminde göstermiştir. Buna alıştık ama rahmetli
Özal'ın mirasçılarının da, Özal'a karşı gelen zihniyete
hizmet etmesini anlayamadık. Demokrasi için darağacında
son nefesini veren rahmetli Menderes'in mirasçılığına
soyunan liderin de, demokrasiyi mahkemelere mahkum
eden zihniyete hizmet etmesini de anlayamadık.
___Meclise girmeyip, halkının iradesini mecliste temsil
etmeyip, demokrasiyi mahkemelere düşürdükten sonra,
partinin adında "halk" olması, onu halkçı yapar mı?
Aynı şekilde, partinin adını "demokrat" olarak değiştirmekle,
demokrat olunmaz. Demokrasi meclistedir. Rahmetli Özal'ın
kemikleri sızlarken, şimdi bir de demokrasi ve millet
için canını veren rahmetli Menderes'in de kemikleri
sızlayacaktır.
___Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda malum partilerin
meclise girmemesi ile, gördük ki, "yeter, söz milletin."
diyen bir ekolün devamı olduğunu söyleyerek kır atın
sırtına binenler, kır atın yanında duranlar huyundan
da suyundan da; demokratlık geleneğinden de nasibini
almamış ve "yeter, söz mahkemenin" noktasına gelerek
meclisi, milleti hiçe saymışlardır. Bu arada, Demokrat
Parti geleneğinde şimdiye kadar yönü sağa bakan kır
at resminin yönü, şimdiki birleşmeyle ortaya çıkan
oluşumda tam tersine bakıyor. Bu da manidar değil mi?
___Dostlar, hiçbir parti adına konuşmuyorum; partiler
gelip geçicidir. Demokrasi adına konuşuyorum; demokrasiden,
halkın iradesinden yanayım. Aynı zamanda, yasalarımızın
da gayet açık ve net olmasından; A şahsına farklı,
B şahsına farklı uygulama yapılmasına fırsat verilmeyecek
kadar, kafalarda soru işareti ve güvensizlik yaratmayacak
kadar açık ve net olmasından yanayım.
____Saygılarımla. 06.05.2007 |