BEDAVA
PEYNİR
____Merhaba,
____Geçtiğimiz hafta, Ahmet Şerif İzgören'in seminerine
katılmıştım. Orada Sayın İzgören'den duyduğum bir söz
çok hoşuma gitti ve bu sözü paylaşmak ve bu söz üzerine
biraz sizlerle birlikte kafa yormak istedim. Söz şu:
" Bedava peynir, ancak fare kapanında vardır."
____Dostlar, geçmiş zamanlarda da bedavacılık, bedavaya
konmak, "Bedava sirke baldan tatlıdır." mantığıyla
hareket edenler mutlaka olmuştur ama günümüzde o kadar
yaygınlaştı ki. Buna biraz da, kısa yoldan köşeyi dönme,
yeterince emek harcamadan lükse kavuşma isteği de diyebiliriz.
Birinin senelerce emek vererek, pek çok zorluğa katlanarak
elde edebildiği makam mevki, mal mülkü gören bazıları,
bakıyorsunuz o imkanlara kısa sürede sahip olabilmek
için olmadık işlere kalkışıyor; yani kısa yoldan köşe
dönmeye çalışıyorlar. Köşeyi dönünce karşılarına çıkabilecek
uçurumu; tehlikeyi hesap edemiyorlar. Bu tip insanlar
kolayca kandırılmaya, yani bedava peynire koşmaya hazır
hale geliyorlar. Oysa bedava peyniri koyanlar, karşılığında
neler neler alıyorlar.
____Emek harcamadan yemek peşinde koşan gençlerimiz,
günümüzde büyük tehlike içerisindeler. Sağlam bir karaktere
sahip olamayan bu tip insanlar, az zamanda büyük para
ve şöhret kazanmak için, kolayca, bazı şer güçlerin,
kötü emellere sahip insanların maşası, oyuncağı haline
geliyorlar. Son birkaç aylık süreçte yaşanan suikastlerde
yakalanan 18-20 yaşlarındaki gençler bunun en belirgin
örneği değil mi? Birilerinin vaatlerine inanarak veya
dolduruşa gelerek, yurdumuz için kötü amaçları olan
ellerin maşası olarak kullanılan gençler; hem ülkemize,
hem kendilerine zarar verdiklerinin farkına acaba ne
zaman varabilecekler? Gençliklerinin baharını hapishane
köşelerinde tükettikten sonra mı?
_____Gençlerimize
sağlam bir karakter kazandıralım ki başkalarına kanarak
kendilerine, ailelerine, milletimize zarar vermesinler.
____Peki sağlam bir karakter yalnızca gençlere mi lazım?
____Geçtiğimiz yıllarda meclisimizde sık sık parti değiştiren,
ordan oraya zıplayan vekilleri de gördük. Çevrenize
bakarsanız, şahsi menfaatler için önüne gelene boyun
eğen - ki kurdun kendi işini kendi gördüğü için boynunun
kalın olduğu söylendiği halde - gömlek değiştirir gibi
parti değiştiren, makam mevki için sendika değiştiren
insanlar görürsünüz. Rüzgara göre eğilen, küçük çıkarlar
için karakterlerini ayaklar altına alan; A güçlü iken
A'nın, B güçlü iken B'nin tarafına geçen insanlar ne
kadar da çok değil mi?
____Yıllarca çalışarak, bilgi, birikim, tecrübe kazanarak
gelinmesi gereken makamlara; kısa yoldan, emek harcamadan,
kişiliklerinden taviz vererek, bazı değerleri hiçe
sayarak liyakat sistemine aykırı şekilde gelip oturan
kişiler yüzünden, işlerimiz bir türlü yolunda gitmez.
Zaten Osmanlı'nın çöküşünün sebeplerinden biri de bu
değil miydi?
____Hikaye bu ya; hindi ile inek konuşuyorlarmış.
Hindi: "Şu ağacın en üst dalına çıkmak istiyorum
ama hiç gücüm yok.." demiş. İnek: "Neden benim dışkımdan
biraz yemiyorsun? Onlar besin deposudur." demiş.
Bunu duyan hindi bir parça dışkı yemiş ve gerçekten
bunun ilk dallara ulaşacak kadar enerji verdiğini
fark etmiş. Ertesi gün biraz daha yemiş ve ikinci
dala ulaşmış. Böyle böyle birkaç gün sonra ağacın
en üstüne çıkmayı başarmış. Ancak, bir çiftçi ağacın
tepesindeki hindiyi fark etmiş ve onu vurmuş. Bunu
gören inek -afedersiniz- demiş ki; ". yemek sizi
en üste çıkartabilir ama orada kalmanızı sağlayamaz ."
Sözüm meclisten dışarı. Hiç kimseye hakaret amacında
değilim. Sadece bir nükteydi.
____Dostlar, el atına binen tez inermiş. Dünyalık menfaatler
için karakterimizden taviz vermeyelim. Bir yerde bedava
peynir görünce , peynire değil; peyniri koyan gizli
ele dikkat edelim. Emek harcamadan, kısa yoldan makam,
mevki, şan şöhret teklif edenlere itimat etmeyelim.
Uzun lafın kısası; nokta kadar menfaat için, virgül
kadar eğilmeyelim.
____Saygılarımla. 24.04.2007 |