YAŞINIZ
KAÇ?
____Merhaba,
____Yaşınız kaç? Yaş kompleksi başladı mı sizde de? Yaşınızı
soranlara üç - beş yaş eksik söyleme ihtiyacı duymaya
başladınız mı? Saçınızdaki beyazları görebiliyor musunuz?
____Ülkemizde, her yıl 18-24 Mart tarihleri arası, "Yaşlılar
Haftası" olarak kutlanmaktadır. Bu yıl da, geçtiğimiz
günlerde sessiz sedasız küçük birkaç etkinlikle hatırlandı
yaşlılarımız.
____Bizler, tabiatımız gereği, yaşlılığı kendimize bir
türlü yakıştıramayız. Sanki hiç yaşlı olmayacakmışız
gibimize gelir. Sanki yaşlılar, doğuştan yaşlı olarak
doğmuştur. Aslında biz, aklımızın ermeye başladığı
andan itibaren büyük olarak gördüğümüz insanlar, gittikçe
yaşlanır, biz de kendimize değil de bizden büyüklere
baktığımız için, kendi yaşımızın da ilerlediğini, yaşlılığa
doğru adım adım yaklaştığımızın farkında ve bilincinde
olmayız genellikle. Daha dün doğumunu hatırladığımız
çocukların bugün askere gidişini, evlenişini görünce
"Ne kadar çabuk büyümüşler." diye hayret ederken kendimizin
de bir o kadar yaşımızın ilerlediğini unutuveririz.
Ama yaşlanmaktayızdır her geçen gün.
____Yaşlıları en çok üzen durum sanırım "yalnızlık" duygusudur.
İnsanoğlu dünyada sonsuza kadar yaşamak ister; hiç
ölmek istemez . Ama yaş ilerledikçe eş dost, ahbap,
arkadaş vb sevdiği insanların, akranlarının "sesiz
gemi"ye binerek birer birer dünyadan göçüp gitmesiyle,
yalnızlığa doğru sürüklenir. Bir de yaşlılığın getirdiği
hastalıklar ve sıkıntılar arttıkça, ölümü arzu etmeye
başlar; "Rabbim emanetini alsın." Gibi yakınmalar sıkça
duyulur.
____Huzur evlerinde yalnızlığa terk edilen yaşlılarımızın
evlatlarını düşünüce.
____Kendisine bakacak hayırlı evlatları, yakınları olan,
talihli yaşlılarda da yalnızlık duygusunun önüne geçmek
çok zordur. Çünkü kendisini çok seven, çok ilgi gösteren
bir ortamda yaşasa bile, kuşak farklılıkları ve bunun
getirdiği ilgi alanlarının değişik olması, günlük telaşlar,
ister istemez bir yalnızlık ve ilgisizlik duygusunu
ortaya çıkarır.
____Dikkat ettiniz mi bilmiyorum; benim çok dikkatimi
çeken ve duygulandığım bir durum var: Evimizde dede,
büyük anne gibi bir yaşlımız varsa, ya da misafirliğe
gittiğimiz ortamlarda varsa, çoğunlukla gelen diğer
insanlar ilk başta yaşlıların elini öper hal hatırını
sorarlar. Ancak kısa süre içinde, bir bakarsınız, herkes
kendi alemine dalmış; sohbet koyulaşmıştır, evin yaşlısı
ise tek başına düşüncelere dalmıştır; gözlerindeki
damlacıkları da pek gören olmaz. Kalabalık içinde yalnızlığı
yaşarlar.
____Gerek ailemizde, gerekse toplumda, yaşlılarımıza
daha çok sahip çıkıp ilgi gösterelim. Sohbetlerimizin
içine onları da dahil edelim, ilgi alanlarını, anılarını
paylaşalım. Hatta yapabilecekleri küçük uğraşlar vererek,
evlerde "fazlalık" oldukları gibi bir duyguya kapılmalarının
önüne geçelim. Geçim derdiyle gurbette isek, unutmayalım
yaşlı anne babalarımızı, akrabalarımızı. Hiç olmazsa
telefonla arayıp gönüllerini ve dualarını alalım. Zira,
kaybettikten sonra ah vah etmenin faydası yoktur.
____Şu "etme-bulma dünyası" dedikleri dünyada, eğer ölmezsek
hepimiz için yaşlılığın kaşınılmaz olduğunu unutmayalım.
Yazımı, her duyduğumda çok etkilendiğim bir hadis-i
şerifle bitirmek istiyorum: "Eğer
süt emen çocuklar, beli
bükük yaşlılar, otlayan hayvanlar olmasaydı,
üzerinize azâb sel gibi gelirdi."
____Saygılarımla. 29.03.2007 |